Halk Hikayeciliği ve Anlatıcı Üzerine
Yayınlanma:
16. Sözlü kültürümüzde halk hikâyeciliği geleneği çok köklüdür. Leyla ile Mecnun'u, Kerem ile Aslı'yı duymayanımız; onlardan hoşlanmayanımız yoktur. Bu hikâyeleri dinlerken çoğu zaman kendimizi kahramanların yerine koyarız. Çünkü bu hikâyeler bizi anlatır. Anlatıcı, "Ben böyle severim." demeye getirirse öfkeleniriz. ----. Bu parçanın sonuna, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Bu yüzden halk hikâyesinde anlatıcı kendini anlatmamalı, anlatsa bile gizlemelidir
B) Sanatçı, kendi duygularıyla izleyicisinin duyguları arasında denge kurabilmelidir
C) Bundan dolayı sanatçı; kendisi açısından neyin iyi, neyin güzel olduğunu açıkça belirtmelidir
D) Anlatıcı, gerçeği bir süzgeçten geçirerek dinleyiciye sunmalıdır
E) İşte bu sebeple anlatıcı, anlatırken kahramanları tazelemelidir
Animasyonlu Video Çözüm
İlk yarısı ücretsiz izlenebilir, tamamı uygulamada.
Adım Adım Yazılı Çözüm
Merhaba Müberra, seninle bu güzel edebiyat sorusunu inceleyelim.
Soru Analizi
Parçada halk hikâyeciliği geleneğimizin çok köklü olduğu, dinleyicilerin kendilerini kahramanların yerine koyduğu vurgulanıyor. Bu yüzden, hikâyeyi anlatan kişinin kendi kişisel tercihlerini empoze etmesinden hoşlanmıyoruz.
Parçadaki temel çatışma:
1. Dinleyici kahramanla özdeşleşir.
2. Anlatıcının 'Ben böyle severim' demesi rahatsızlık verir.
Yani anlatıcının kendi benliğini veya kişisel zevkini ön plana çıkarması, dinleyiciyi öfkelendiriyor.
Sonuç: Anlatıcı kendi kişisel duygularını geri planda tutmalı.
Çözümün devamı Solvi’de
3 adım daha kilitli. Tamamını animasyonlu ve sesli anlatımla ücretsiz izle.
Fotoğrafını çek, her soruyu böyle çöz.
Çözümün Devamını Ücretsiz İzleİndirmesi ücretsiz · İlk çözümler hediye