Eleştirmenin Sanat Anlayışını Belirleme
Yayınlanma:
29. Gazeteci: "Ufkun saçları kızıl kızıl gülüyordu denizin laciverdine. Güneş türküsünü söylemeye başlamıştı bilinmezlerin." diye başlayan bir betimlemeye çok kızmış ve "Roman yazmayı bırak sen. Bu, roman üslubu değil." demiştiniz bir gence. Neden ona böyle söylediniz?
Eleştirmen: Roman; sanatlı, ağdalı, uzak çağrışımlı bir anlatımın sırtına binmesi durumunda 350 sayfa koşamaz da ondan.
Gazeteci: Aynı dili kullanan bir şair veya denemeci olsaydı yine aynı şeyi salık verir miydiniz?
Eleştirmen: Bir şairin veya denemecinin beslendiği kaynağı kurutmaya kalkışmazdım. Olsa olsa ona yarattığı imgelerin alıntı veya çalıntı olmamasına özen göstermesini öğütlerdim.
Aşağıdaki yargılardan hangisinin bu diyalogdaki eleştirmenin sanat anlayışıyla örtüştüğü söylenebilir?
A) Yazınsal türlere özgü temaların olduğunu ve buna uygun tercihlerin yapılması gerektiğini bilmek, su götürmez bir sanatçılık kriteridir.
B) Sanatın işlediği gerçekliğin değiştirilip bir başka düzleme taşınması, yaratıcı yazarlığın en belirgin göstergesidir.
C) Yalın bir anlatıma ermeden akıcı bir anlatım oluşturmak ve sanatsal hazzın alınmasını kolaylaştırmak zordur.
D) Yalın ya da süslü, sanatlı bir anlatım, yazarlığın değerini belirlemez; uzun soluklu ve içtenlikli bir metne ulaşmak için anlatımın özgün olması esastır.
E) Tercih edilen edebî tür ile tercih edilmesi gereken üslup arasındaki dengeyi gözetmek, edebiyat sanatçısının ilk görevidir.
Animasyonlu Video Çözüm
İlk yarısı ücretsiz izlenebilir, tamamı uygulamada.
Adım Adım Yazılı Çözüm
Selam Ahmet, harika bir paragraf sorusuyla karşındayız. Bu soruda bir gazeteci ile eleştirmen arasındaki diyaloğu analiz edip eleştirmenin sanat anlayışını bulacağız.
Soru Analizi: Eleştirmenin Sanat Anlayışı
Öncelikle gazetecinin sorusuyla başlayalım. Bir roman yazarına, anlatımını çok şiirsel ve sanatı bulduğu için Roman yazmayı bırak demiş.
Gazeteci: Roman üslubu değil, neden böyle dediniz?
Eleştirmenin verdiği cevap çok kritik. Romanın sanatlı, ağdalı ve uzak çağrışımlı bir anlatımla üç yüz elli sayfa koşamayacağını söylüyor. Yani romanın uzun soluklu yapısının bu ağır dille yürümeyeceğini belirtiyor.
Diyaloğun devamında gazeteci, aynı dili bir şair kullansaydı ne olurdu diye soruyor.
Gazeteci: Şair veya denemeci olsa ne derdiniz?
Eleştirmen ise şairin veya denemecinin kaynağını kurutmayacağını, yani bu türlerde o sanatlı dilin kullanılabileceğini ama roman için durumun farklı olduğunu ifade ediyor.
Buradan çıkaracağımız ana düşünce şudur: Her edebi türün kendine has bir üslubu vardır. Romanda süslü dil akıcılığı ve uzun solukluluğu bozar.
Temel Çıkarım
Şimdi seçeneklere bakalım. A şıkkı temalardan bahsediyor ama eleştirmen üslup üzerine konuşuyor, o yüzden eledik.
A) Yazınsal türlere özgü temalar... (Yanlış)
Çözümün devamı Solvi’de
6 adım daha kilitli. Tamamını animasyonlu ve sesli anlatımla ücretsiz izle.
Fotoğrafını çek, her soruyu böyle çöz.
Çözümün Devamını Ücretsiz İzleİndirmesi ücretsiz · İlk çözümler hediye